DUVARA TOSLAYAN IRKÇILIK-BAŞROLDE ATATÜRK

DUVARA TOSLAYAN IRKÇILIK-BAŞROLDE ATATÜRK

Türkiye’nin ilk Dünya güzeli olan Keriman Halis, 99 yaşında İstanbul’da vefat etti. Atatürk’ün Türk ırkının güzelliğini temsil ettiğini söylediği Halis, maalesef  Türk ırkından değil bir Çerkes’ti.Çerkes ırkından olan Keriman Halis, baba tarafından Çerkeslerin Bıjnou sülalesine mensuptu.

(more…)

ÇERKES GÖRÜNÜMLÜ TÜRKLER, TAŞERON TÜRKÇÜLÜK

ÇERKES GÖRÜNÜMLÜ TÜRKLER, TAŞERON TÜRKÇÜLÜK

Çerkes görünümlü Türkçülük nasıl oluyor? (Bunun Laz,Kürt versiyonları da mevcuttur.)

Şimdilik sanal alem konusuna değinelim.Sanal alemin rahatlığı ve gizliliği sayesinde amaçlarına ulaştıklarını zanneden bu tipler, çeşitli gazete ve site haberleri altında bir yorum yarışına giriyorlar.Site moderatörleri sayesinde de bu yorumlar kasıtlı olarak ve gerekli görüldüğünden anında onaylanıyor. Geçenlerde HaberTürk gazetesinin sitesinde Çerkesler hakkında yayınlanan bir haberin(1) altında yazan yorumları ve bu yorumların bazılarının NTV kanalında bir programda(2) da dillendirilmesi ile hedeflerine azda olsa ulaşmış oldular.

(more…)

POLONYA’DAKİ ÇERKESLER : BEŞ DAĞDAN GELEN BEŞ PRENS

Son Polonyalı Çerkes Marcin Kruszynski’nin 1998′de yazdığı bir makaledir.İlk olarak Amjad Jaimoukha tarafından yayına hazırlandı.

Terek-Kuban nehirleri ve Kafkas dağları arasındaki Çerkesya topraklarından Beş Prens Polonya’ya gelmişlerdi.

Bu prenslerin Kafkaslardan geldikleri bölgeye, Rusça’da Beş Dağlar anlamında Piatyjhorje, Tatar dilinde beş  tepeden oluşan, Beschtan/Beschtau dağına atıfta bulunularak, Beschtan/Beschtau/Beşdağ denilirdi. Bu dağdan, batıya ve doğuya uzanan bu topraklara ise esas olarak, üzerinde –Doğu Çerkesler’i – Kabardeyler ve yakın ilişkide oldukları Besleneyler  yaşadığı için Kabarda ismi veriliyordu.

(more…)

SÜVARİLER VE TARİHİ- TAKTİKLERİ ( ÇERKESLER)

Tufts University
200 Westboro Road
North Grafton, MA 01535

ATLI SÜVARİLER – TARİHİ VE TAKTİKLERİ

Captain Nolan

By captain L. E. NOLAN
Nolan, L. E. (Lewis Edward) (1818-1854)
1850 YILINDA YÜZBAŞI NOLAN TARAFINDAN GENERAL CHARLES SHAW’IN ESERLERİNE DAYANILARAK YAYINLANDI.

ÇEVİRİ: SONER DAUR

96 HAFİF VE AĞIR SÜVARİLER

General Sir Charles Shaw, 1853 Kasım ayında yayınladığı Kronolojik eserinin bir bölümünde Çerkes süvarileri hakkında çok ilginç bilgiler vermişti.Onun bu anlatımı ve düşünceleri sonraları birçok tartışmaya konu olmuş ve onun kişisel savaş tecrübesi ve pratik askeri anlatımları o dönemler çok değerli görülmüştü.Osmanlının kontrolünden bağımsız bir şekilde yıllardır Ruslara karşı savaşmış olan soylu Çerkesler, buna yanında kısa bir dönemde Osmanlı ordusu içinde yer almışlardı ve bu konuda Prusyalı bir subay olan General Shaw’ın o dönemler çok önemli ve adı duyulur bir güç olan Çerkes süvarileri hakkında verdiği bilgiler çok ilginçti.

SÜVARİLER VE TAKTİKLER

Circassian Helmet-1808

Page-97″ Çerkeslerin silahlarını kullanmalarında ki becerisi gerçekten inanılmaz.Atlı savaş eğitimlerinde toprak üstünde parça pinçik ederek yaydıkları şeylere nasıl seri ve isabetli atışlar yaptıklarına defalarca şahit olmuştum.”

“Atla dört nala giderken atın karın kısmından aşağıya kendilerini sarkıtarak yerden önceden koydukları demir paraları toplamak için uzanır ve parayı kavradıktan sonra aniden geri atın üstüne çıkarlar, kimisi de atın karnının altında geçip diğer taraftan tırmanarak geri yerine otururlardı.Onlar bu gibi özellikleriyle Osmanlı ordusunda seçkin ve diğerlerine nazaran aranan,dolgun maaşlı(kalburüstü-choicest) bir süvari birliği olarak yer aldılar. Onları ordada izlemiştim.Saldırıya geçtikleri zaman her iki ellerinde tuttukları kılıçları ile bir yandan düşmana saldırırken , ağızları ilede atın dizginlerini tutarak onları kontrol ederlerdi.Ateşli silah kullanacakları zamanda atın hızını kesmeden bir anda eğerleri üstünde zıplayarak geri döner ve nişan alarak geriye ateş ederler, sonra tekrar dönerek eğerlerine geri otururlar ve silahlarını tekrar doldurarak atla dört nala giderken bunu tekrarlarlardı. Onlar süvari saldırılarında gerçekten mükemmel savaşçılardı ve birkaç birlik bir araya geldimi açıkça gösterdikleri gibi nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kalırlarsa kalsınlar bir şekilde kesinlikle karşı koyuyorlardı.”

ÇERKESLERDEN SİLAH DEVRİMİ

“Prusyalı subayların Çerkes süvarileri hakkında verdiği bu gibi bilgiler bizim hayatımızda, muhafazakarlara,korumalarımıza ve sıradan insanlarımıza korkunç görülebilir; fakat ben şunu hiç unutamadım.1851 ve 1852 yıllarında herkesten önce şimdilerde “Yivli tüfek” olarak bilinen bu olağanüstü silah gücünü ilk defa ben Çerkeslerde gördüm.1853 yıllarında yaptıkları bu silah devrimi sayesinde İngiliz Ordusunda o yıllarda 40.000′in üzerinde misket tüfeği bu şekilde geliştirilmiş ve buna uygun olarak üretilir olmuştu.”

Ruslar Çerkeslere karşı sınır hattında ki Cossack(Kosak)’lardan müteşekkil ileri sınır karakolları oluşturdular.Gerçi Don ve Ural Kosakları da hizmet için oralarda hazırdılar.
Don,Ural ve Chernomor’da ki birlikler mızrak ve mızraklı süvarilerle donatıldı; Fakat Çerkesler ile sürekli savaş halinde olan sınır Kosakları bunu reddetmiş ve kılıçlarını kuşanmışlardı.

Kosaklar şöyle diyorlardı: ” Düzensiz savaşlarda mızrak kullanışlıdır ancak sadece kötü,acemi süvarilere karşı”.Fakat, birkeresinde onları çok zor duruma sokan Çerkesler gibi cesur ve yetenekli atlılar ile bir mücadele içinde iken bunun sadece sonucu kestirilemeyen bir taktikten ibaret kalacağını düşünüyorlardı.

Bu Kosaklar düşmanlarına karşı daima başarılı ve mücadelecilerdir; ancak kılıçlarını kuşanmış Çerkesler diğer Kosakların işini kısa sürede bitirebiliyorlar ve sınır Kosaklarını da bir başlarına dişli,korkulacak düşmanlar olarak görmüyorladı.

Circassian Shaska

Kılıçtan daha ölümcül bir silah olan mızraka gelince, onunla karşılaştırılan kılıcın üzerinde bir etkisi olmalıdır.Günümüzde genellikle Avrupalı süvariler tarafından kullanılan kılıçlar baz alınırsa, bunların mızrak değerinde olduğunu söyleyebiliriz.Fakat, bunları Türklerin eğri kılıcı(pala), Maliratta,Sikh ve Çerkes kılıçları ile karşılaştırırsak bunlar kadar keskin kenarlı olan kılıç pek yoktur.Sonra şuda söylenebilir ki, mızrak bunlara göre nispeten daha zararsız bir silahtır. (Silahlar-133)

ORGANİZASYON-138

The Cossack and the Circassian, the latter particularly famed for the wonderful address with which he handles his horse at speed, and in single comhat, hoth use a common snaffle.

“We often attribute want of success or defeat to the tactics of an enemy, or to his arms being superior — anything rather than acknowledge that his more manly courage won the day.
KOSAKLARIN ONLARDAN DAHA BAŞARILI DÜŞMANLARI ÇERKESLERDİR
Thus, perhaps, have the Line Cossacks thrown away their lances and taken to the sword, to imitate their more successful enemies, the Circassians. And the Prussians in 1813 copied the Russians, and adopted the lance for the landwehr.

KAFFED Kongresi ve Hüseyin Çelik’in Cücüğü

Kibar insanlar olduğumuz hep söylenegelmiştir. Tersini söylemek haksızlık olur, sahiden de öyledirler bizim sürgün çocukları. Bu satırların yazıcısı bu nitelendirmeyi hak edip etmediğini bilmemekle birlikte hak etmişlerin üyesi olmaktan hep sevinç duymuştur. Kim duymaz ki!

Bir de dillere destan konukseverliğimiz var ki bu da insani ve pek güzel bir haslettir ama, bize, bu kibar ve fevkalade konuksever sürgün çocuklarına biri kalkıp “cücük” derse ne yapacağız?

Kaffed’in (Kafkas Dernekleri Federasyonu) 4 Aralık günü Ankara’da yapılan 5. Olağan Genel Kurulu’nda Hüseyin Çelik’in konuşmasına sözü getirmek için çırpındığım anlaşıldığına göre, uzatmadan başlayabilirim.

***
Başlayamıyorum.

“Cücük”e gelmeden önce artık şurama kadar gelen ve söylemezsem “sızıgoğıt”, Türkçesi çatlayacağım, bir şey daha var. O da şu: Allah lillah aşkına artık konuşmalara başlarken; dertleri bizim derdimize de işaret eden, ancak kullandıkları dil kavgalarına bağlı olarak zehir acısına dönüşen “asi bölücüler”le benzerliğimiz olmadığını muktedirlere kanıtlamak için; her defasında, sahiden her defasında yemin billah edip tarihten kanıt toplama işine girmekten artık vazgeçelim!

Vazgeçelim, ve bir defa olsun, evet biz de “asi” olalım!

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve kuruluş sürecinde; efendim, Ruslara karşı savaştık, Trablusgarp’ta destan yazdık, Balkanlar bizden sorulur, Yemen çöllerinde mataramız kaldı, Sarıkamış’ta donduk; Erzurum Kongresi’nde şu kadardık, Sivas Kongresi’nde bu kadardık, Amasya’da biz vardık, Teşkilat’ı Mahsusa olduk vurduk vurulduk, Kuvay-ı Seyyare olduk, sonra efendim Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının en birincileri bizdik, sonra MİT olduk, Osmanlı’da saltanata, Cumhuriyet’te devlete hep sadık olduk şimdi asimile olduk, alın işte bu da fatura. Yaptıklarımız ettiklerimiz apaçık meydanda gördüğünüz gibi. Aceleye geldiği için kronolojik olmasa da kalem kalem yazdık, olmadı tek tek, isim zikrederek de döküm yapabiliriz; Rauf Orbay deriz, Bekir Sami deriz, bir daha Bekir Sami deriz, Ethem deriz, Yusuf İzzet deriz, Aslan Bey deriz… Daha çok var da yaza yaza bi hal olduk. Efendim asimile oluyoruz… Biz kibar, biz konuksever sürgün çocukları tarihte yaptıklarımız ortada, ana dilimizi öğrenmek istiyoruz, lütfen rica etsek!

Bir defa olsun, evet, “asi” olalım!

***

Adam çıktı “cücük” dedi!

Ve biz onu alkışladık!

Hüseyin Çelik eski Doğru Yol’cu. Şimdi AKP’li, Milli Eğitim Bakanı, Kültür Bakanı şimdilerde de yine bir şey bir şey bakanı ama şu anda aklıma gelmiyor her nedense, büyük bir iştahla yapmış olduğu konuşmasından benim anladığım Kaffed’in kuruluş amacını tam olarak bilmediği yönündedir. Kuşkusuz burada eksikliğin büyükçe bir bölümü yarım yüzyıldır faaliyet gösteren derneğin içe kapanıklığına bağlı tanıtım eksikliğine yüklenebilir. Ancak Hüseyin Çelik’in konuk konuşmacı olarak önceki kongrelere de katıldığı divan başkanının abartı düzeyi had safhaya ulaşan yüksek takdiminden pek açık bir şekilde anlaşılıyor. Bu durumda Kaffed’in muradının ne olduğunu bildiğini varsaymamız gerekiyor. Buna karşın Çelik’in Kaffed’i Çorum, Yozgat ya da Van gibi hemşeri haberleşme, selamlaşma, dedikodulaşma, dayanışma ya da Altmışaltı, Pişti, Yanık oynatılan “sosyal” derneklerle hadi eşdeğer demeyelim de onlarla birlikte anmasını neye yormalı bilemiyorum.

***

“Her kongremize katılıyor ve içi dolu dolu konuşmalar yapıyor, bu kongrede de aramızda…” Tanıtım böyle başlıyor…

Kibarlıktır… Ne güzel… Konuğumuz böyle tanıtılıyor… Bu kongrede de dolu dolu bir konuşma yapacağını anlıyoruz.

Çıkıyor ve içinde her şeyin olduğu bir resim çiziyor Hüseyin Çelik. Ana dil, demokratikleşme, açılım, insan hakları; televizyon, radyo; Kürt, Çerkes, Süryani; askeri vesayet, tek parti diktatörlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, Dersim, şapka, sarık, ahırlara çevrilen camiler, Mahmut Esat Bozkurt, Türkçe ezan, İstiklal mahkemeleri… Her kesimden herkesin kulağına hoş gelebilecek melodiler…

Yıllar önce Metin Çulhaoğlu şimdi hatırlayamadığım bir vesileyle bir yazısında ya da bir söyleşisinde hemen herkesin hoşlanabileceği bir resim türünü tariflemişti. Aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi : Yağlıboya bir tablo; dorukları karlı yüksek bir dağ, bir göl, gölde bir kayık kürek çeken bir adam, göle karışan bir dere, derede balık avlayan bir adam, derenin kenarından uzanan yer yer su birikintili bir yol, yolda bir at arabası, arabada ayaklarını sarkıtmış oturan bir çocuk; daha ötede uzanan yemyeşil bir orman, bir avcı, bir geyik, havada süzülen kuşlar… Kısaca “yok” yok!

Hüseyin Çelik’te de “yok” yok. Fazladan bir de “cücük” var. “Cücük” diyor… Botanist diyesim geliyor. Cücüğün soğanın tam ortasında yer alan tanecik olduğunu anlatıyor. Bu “benzetilen” oluyor. Anlaşılıyor Botanist değil… Edebiyatçı… Teşbih yapacak ya, bir de “benzeyen” bulması gerekiyor. Salona bakınıyor… Kısmetimize “Cücük” düşüyor. Zambakgillerden çekirdek bir aile oluyoruz: Cücük… Daha doğrusu oluyormuşuz. Sonra bunu çevreleyen bir kabuk var, bu aşiret oluyor… Bir kabuk daha, bu da millet oluyor ki hem aşireti hem de cücüğü sarmalayıp kucaklıyor… Hepsini kucaklayan üst kabuğa da, en kapsayıcı ve birleştici olanının bu olduğu anlaşılıyor, din diyoruz. Ulus diyenler de varmış!

Cücükten kabuğa doğru yol alırken Anadolu’da yaşayan halkları sayıyor: Kürt, Çerkes, Süryani, şu, bu… Bunlar cücükler…

Alkışlanıyor!

Önceki yıllarda, bu yıllar Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemleri kastediyor olmalı. “Bana geldiler” diyor. Dönüp Kaffed yöneticilerine bakıyor… Üniversitelerinde Çerkesce kürsü açılmasını isteyen Kaffed yöneticilerini gösteriyor… Telefona sarıldığını “Yanlarında telefon ettim” demesinden çıkarıyoruz. Bunları söyleyen 9 yıldır hükümranlık süren hükümetin bir bakanı… Samsun ve Erciyes Üniversite rektörlerinden söz almış. Ancak sonradan burada yuvalanan milliyetçi hocaların milliyetçi refleksleri yüzünden olmamış!

İnanmayacaksınız ama o inanmamızı bekliyor. Dokuz yıldır tek başına iktidar olan bir partinin bir bakanı değil de bizim Sülüklügöl köyünün kır bekçisi… Sorumluluk taşıyan bir hükümetin sorumlu bir bakanı değil sanki; öylesine gamsız, rahat, özgüveni yüksek!

Alkışlıyoruz!

***

Yanımda oturan ihtiyar bir Çerkes, Çelik’in, “yanlarında telefon ettim” lafına takmış söyleniyor: “Adım gibi eminim telefonun fişi çekiktir!”

Tuhaf ama o da alkışlıyor!

Neden alkışladığını soruyorum, alkışladığı Hüseyin Bey değilmiş, rahmetliymiş! Aklına Aziz Nesin’in Zübük gelmiş! Kitabını okumamış ama filmini izlemiş ve filmdeki telefon sahnesi önüne düşüvermiş…

Şu bizim Çerkesler alem adamlar vesselam, “Beni güldürdün Allah da seni güldürsün” diyesiymiş, alkışlaması ondanmış!

***

Sonuç olarak; Hüseyin Çelik’in “cücük” teoremine kulak asmadan ana dilin öğrenilmesinin önündeki engelleri kaldırmak ve asimilasyoncu politikalara dur demek için biraz “bölücülük” yapmak iyi gelecekmiş gibi geldi bana!

Muktedirlerin bugüne kadar yaptıklarına bakmanızı öneririm. Aksi halde bizlere düşen fukara sofrasındaki soğanın cücüğü olacaktır. Yetinmeyelim derim!

MEHMET BOZKURT

жэкIэ тIаркъу – jeç’e t’arkhu (Çatal Sakal)

Rus Çarı II.Alexander

Урыс пщышхоу жэкIэ тIаркъу
Блэгъожъыгур зыкIоцIылъ
Адыгэлъэу о ипшъугъэм
Блэщэджыблэу къыптефэн
Тхьашхом упсэ хиутын
Амин, амин хиутын!
Угу шIуцIэм бгъэм щышъугъэм
Шыблэщэжъыр къытефэн
Къыпфэмыгърэр бгъэгушIон
Хьаджырэтэу шыу закъом IэкIэшIагъэм
ЛIыжъи, кIали — лъэпкъыр зэкIэ рыоукIы
Тэ егъашIэм тыукIакIоу бэрэ оIо
УиIэшIагъэ еплъи: лъэпкъкIэ тыоукIы
Къали, чыли зэдэбгъакIоу тыогъэсты
Хьэдэ стыгъэм тыкъылъыхъоу шъофым тит тэ
Адыгашъхьэр паIоу пчэгъум пыогъэсы
Тыпси, тыгуи, тибылыми о ттеохы.
Хым тфэмыхъоу о уикъохъумэ тыкъыхадзэ
Хыдзэ-псыдзэм пцэшхо Iусы тыкъыщэхъу
Тисабыйхэр пчыпэ пакIэм щызэрадзэх
Хэбзэ зафэу пачъыхь хабзэр о къыпщэхъу
Урыс пщышхоу жэкIэ тIаркъу
Тхьэм и кIуачIэр къыптекIон
Тыгуи-тыпси лъэшэу къаргъу
Насып лъагъор къытфэкIон

————————————————————

Wurıs pşhışxou jeç’e t’ark’u
Bleğojıgur zık’ots’ıl’
Adıgal’eu wo yipşuğam
Bleşecıbl’eu khıptefen
Thaşxom wupse xiwutın
Amin Amin xiwutın!
Wugu ş’üts’em bğam şışugam
Şıbleşejır khıtefen
Kıpfemığrer ğeguş’en
Hacıretou şıu zakom ‘eç’eş’ağem
L’ıji, Ç’ali — l’epkır zeç’e rıwowuç’ı
Te yeğaş’em tıuç’ak’ou bere wo’wo
Wui’eş’ağe yepl’i: l’epkç’e tıwovuç’ı
Kali, Çıli zedebğak’ou tıwoğestı
Hadestığam tıkı l’ıxou şofım tit te
Adıgaşher pa’oup çeğum pıoğesı
Tıpsi, tıgui, tibılımi wo tewoxı.
Hımtfemıxou wo wui koxme tıkıxadze
Hıdze-Psıdzem ptseşxo ‘usı tıkışexu
Tisabıyxer pçıpe paç’em şızeradzex
Xabze zafou paçıh xabzer wo khıpşexu
Wurıs pşışhxou jeç’e t’arku
Tham yi k’uaç’er khıptek’on
Tıgui-tıpsi l’eşeu kharğ’u
Nasıp l’ağor khıtfek’on

—————————————————————————

Çatal sakallı Rus Çarı
Ruhunda,kalbinde bir domuz ve ejderha barındıran
Senin içtiğin Çerkeslerin kanı,
bir yılan zehri ile sana dönecek
Yüce Allah ruhunu bedeninden alacak
İnşallah onu alacak!
göğsünde çürümeye başladı, senin o kara kalbin
gök gürültüsü ile yıldırım seni yakacak
senin için kimse gözyaşı dökmeyecek,
senin yüzünden ortada kalan,vatansız atlılar
yaşlıları ve çocukları ile tüm ulusu öldürüyorsun
her zaman “biz daima katildik” diyorsun.
şu yaptıklarına bir bak- tüm insanlarımızı yok ediyorsun.
köyler,kasabalar- herşeyimizi yakıyorsun
ve bizler kül olmuş cesetleri topluyoruz.
Çerkes başlarını şapka gibi kazıklara çakıyor,
Ruhumuz,kalbimiz ve varlığımız – herşeyimizi bizden alıyorsun.
Senin vahşi domuzların(askerlerin) bizi Karadenize atıyor
Yırtıcı balıklara yem olduğumuz yere,
süngülerin ucunda bebelerimiz ölüyor.
İnsanı asil yapan davranış, ahlaki davranışıdır
Çatal sakallı Rus Çarı, Unutma!
Allah’ın gücü sana galip gelecek
Kalbimizi ve ruhumuzu o temizleyecek
Ve birgün bizde mutluluğu yakalayacağız!

13 Mart 1881′de Allah’ın cevabı yetişti ve Çerkeslerin şimdilerde St.Petersburg olarak anılan yerdeki baskını sonucu Rus Çarı II.Alexander hak etiğini buldu, karnı yarıldı, bacakları koptu ve o pis kalbi,bedeni çürüdü.Bizi vatansız bırakan Çarda mezarsız kaldı ve toprağımızı cesedi ile kirletemedi.

İngilizceden Çeviri : Soner DAUR

İSRAİLLİ ÇERKESLER’DEN GAZETECİ FEHİM TAŞTEKİN’E KINAMA

ISRAILLI CERKESLER’DEN GAZETECI FEHIM TASTEKIN’E KINAMA

FEHİM TAŞTEKİN-RADİKAL

Geçtiğimiz günlerde (29.09.2011) Radikal Gazetesi’nde Fehim Taştekin imzası ile “Odamdaki Yahudi sürgündeki Çerkes” başlığını taşıyan bir yazı* yayınlandı. Söz konusu yazıda gazeteci sayın Fehim Taştekin, Kfar Kama’dan (İsrail) Ürdün’e sürüldüğünü ifade ettiği Halid Şami adlı şahsın evinin İsrail tarafından Avrupa Birliği’nden alınan 1 milyon USD hibe ile Çerkes Müzesi’ne çevrildiği, İsrail devletinin Araplar’a karşı Çerkesler’i koz olarak kullandığı şeklinde ve buna benzer bir çok dayanaktan yoksun iddiaları bulunmaktadır.

Aynı yazıda gazeteci sayın Fehim Taştekin, İsrail’in 1948 ve 1967’deki Arap-İsrail savaşları esnasında Araplar pes etmişken kendisine canhıraş direnen Çerkesler’e şimdi özel muamelede bulunduğunu da iddia etmektedir. Oysa o dönemlerde Israil’e karşı Golan tepelerinde mücadele veren Çerkesler, Suriye topraklarında yaşayan ve Suriye vatandaşı olan kişilerdi. Bugün Kfar Kama ve Rihaniya yerleşim birimlerinde yaşayan Çerkesler ise o donemlerde de İsrail sınırları dahilinde yaşıyorlardı. Çünkü Rihaniya ve Kfar Kama köyleri, 19. YY’daki Çerkes sürgün ve soykırımı sonrasında, diğer bir deyişle, Osmanlı İmparatorluğu parçalanmadan evvel kurulmuştu. Suriye ile İsrail arasındaki silahlı çatışmaları takiben Golan Tepeleri’nde yaşayan Suriye vatandaşlarının tamamı bölgeyi terkederek Suriye’nin diğer yörelerine göç etmek zorunda bırakılmıştı. Bu kapsamda, bahsi geçen bölgedeki Suriye vatandaşı Çerkesler de Suriye’nin başka bölgelerine göç etmiş, bu insanların bir kısmı daha sonra çeşitli Avrupa ülkelerine, oradan da ABD’ye yerleşmiştir. Bu nedenle, yazarın “İsrail 1948 ve 1967 savaşlarında Araplar pes ettiği halde canhıraş direnmiş olan Çerkesler’e şimdi özel muamele yapıyor” iddiasının hiç bir gerçerli temeli yoktur. O kanaate nasıl ulaştığını açıklamak, sayın Fehim Taştekin’in yükümlülüğüdür.

Burada yazarın diğer iddialarını bir kenara bırakarak Kfar Kama’daki Çerkes Müzesi (yeni adıyla “Çerkes Mirası Merkezi”) hakkındaki suçlayıcı ifadelerinin hiç bir geçerliliği olmadığını kamuoyuna duyurmak, Radikal Gazetesi’ndeki gerçek dışı beyanlar ile okuyucuların yanıltılmasını, yanlış kanaatlere kapılmasını önlemek adına, İsrail’deki Kfar Kama Çerkes Mirası Merkezi resmi yetkililerinin tarafımıza göndermiş oldukları açıklamanın Türkçe tercümesini siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz:

““Şami’nin Evi”, müzeye çevrilmek dışında başka hiç bir niyet gözetilmeksizin 1990’ların başlarında belediye tarafından Şami’nin ailesinden satın alındı. Bina, gönüllü bir komite tarafından finanse edilen ve 12 yıldan fazla süren bir restorasyon geçirdi ve İsrail Devleti ile belediyenin işbirliği sayesinde “Şami’nin Evi” çökmekten kurtarılabildi.

Biz (Zoher Thawcho ve Zachary Thawcho) yıllarca süren zorlu bir hazırlık çalışması süreci ile Çerkes Müzesi’ni kurduk. Evlerden ve insanlardan antika eşyalar topladık. Diasporadaki Çerkesler hakkında daha fazla bilgi topladıkça, Çerkesler’in gelenekleri hakkında insanlarla röportajlar yaptikça, Çerkes kültürü ile ilişkili kitap, resim ve önemli belgeleri yok olmaktan kurtardıkça ve daha böyle bir çok faaliyet sayesinde Çerkes tarih ve kültürünü öğrendik ve de hafızalarımıza kazıdık. 2007’de Kfar Kama’daki Çerkes Müzesi’nin kapılarını açtık.

Lütfen dikkat edin, kimse bize dışarıdan destek vermedi, özel bir şahıstan mekan kiralamak zorunda kaldık ve yıllarca kira ödedik. Faaliyetlerimizden kamuoyunun haberi olsun diye günlerimizi, gecelerimizi sarf ettik. Bu binada yaklaşık 3 yıl geçirdikten sonra “Şami’nin Evi”ni ve eklentilerini Çerkes Mirası Merkezi yapmak üzere, belediyeyi temsilen bir anlaşmaya katıldık. Çerkes Müzesi’ndeki faaliyetlerimizi “Şami’nin Evi’ne” taşıdık ve Mayıs 2010’dan itibaren binanın (ve müştemilatının) sahibiyiz.

Çerkes Mirası Merkezi’nin faaliyetleri, bağışlara bağlı olmamakla birlikte, en küçük katkıya dahi açık olduğumuzu, bu bağlamda Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Başkanı’nın şu anki yönetim ve geliştirme bölümlerine yapmış olduğu katkı gibi bağışları, inşaat malzemeleri bağışında bulunan özel şirketleri de hatırlatırız. Bu arada, etkileyici vitrinleri (müzemize) bağışlayan Kudüs’teki İsrail Müzesi’ni, enerji, zaman ve paraları ile katkıda bulunan diğer şahısları da. Bu nedenle, hepsine çok teşekkür ediyoruz.

Müzenin Avrupa Birliği’nden 1 milyon USD aldığını iddia eden gazeteci tarafından yazılan yukarıdaki iftira kabul edilemez. Böyle bir şey asla olmadı. Eğer saygıdeğer gazeteci görüşünü kanıtlar ve paranın nerede bulunduğunu bize de anlatırsa, (paranın) yarısını ona vermeyi zevkle kabul ediyoruz.

Sonuç olarak, bu durum, bazı kişilerin Arap-İsrail anlaşmazlığına tuz biber ekmek adına olumlu Çerkes ismini araya katmasından başka bir şey değildir. Ben ise kendi kendilerine ve o yalanları duymak isteyen insanlara yalan söylemeye devam etsinler diyorum.

Saygılarımla,

Thawcho Zoher

Çerkes Mirası Merkezi

Kfar Kama

İsrail.”

“KAFKASYA” ADINDA BİR BÖLGE,YER YOKTUR!

“Kafkasya” ve “Kuzey Kafkasya” kelimeleri her ne kadar Türkçülerin ve onların peşine takılan kölelerin icadı olsa da ne İngilizce’de, ne de Rusça’da veya başka dilde “Kafkasya, Kuzey Kafkasya” şeklinde kelimeler yok.

“I am from the Caucasus.” – “Kafkaslar’danım.” anlamına gelir. Çünkü hiç bir dilde “Kafkasya = Caucasia” şeklinde bir kelime yok.

İngilizce’de “Caucasia” diye bir kelime yok,peki ne var? “Caucasus”(1) var ve Kafkaslar anlamına geliyor. Bildiğimiz Kafkas Sıradağları’nı ve onları kuzeyden ve güneyden çevreleyen alanı ifade ediyor. Öyle Abhazya, Çeçenya gibi bir ülkeyi çağrıştıracak şekilde Kafkasya diye bir yer hiçbir zaman olmadı.

Ingilizce’de cografi bir terim olan sıradaglar tarif edilirken çogul anlamı veren “s” harfi ilave edlilir. The Alps, The Pennines, The Rockies gibi. Ayni şekilde “The Caucasus” tabiri de vardır ve Kafkaslar’ı yani Kafkas Sıradağları’nı ifade eder. Dolayısıyla Kafkaslar vardır ama Kafkasya veya Kuzey Kafkasya şeklinde bir yer yoktur. Yine Toroslar, Kaçkarlar vardır ama “Torosya” veya “Kackarya” şeklınde Türkçe kelimeler de yoktur.

Yıllardır Türkiye’de bu uyduruk kelimeler kullanılıyor.Ve birde anavatandaki kardeşlerimize bunu anlatmaya, kendilerine benzetmeye çalışıyorlar.Kafkasya,Bağımsız Kafkasya diyorlar ama oradakiler bundan birşey anlamıyorlar doğal olarak.Çünkü hiçbirinin lügatında böyle bir yer adı yada bölge yok.Onlar Kafkas Dağlarına yada bu dağlık bölgeye “Kavkaz” diyorlar o kadar.Bilimsel adıda zaten budur.Yani cahilliklerinden dolayı bunu bilmiyor değiller.

Buda yetmiyor, 1900′lerde kurulduğu söylenen Dağlı Halkları Konfederasyonu‘na “Birleşik K.Kafkasya Cumhuriyeti/Devleti” gibi uyduruk isimler verebiliyor bizim Türki Çerkesler.Bu tür adlandırmalara bakınca , bunların kimlerin ağzından çıktığını az çok bilenler anlıyorlar da, işlerine gelmiyor.

“Kafkasya/Kuzey Kafkasya” tabirleri tamamiyla manipulasyon amacıyla dolaşıma sokulmuştur. Bunun ardındaki kişilerin hedefleri ise insanlarin,daha doğrusu asimilasyon süzgecinde eritilmeye çalışılan Çerkeslerin ve diğer Kafkaslıların bilinçaltlarında hayali bir ülke ve hayali bir halk oluşturmaktır.

“Anavatan Kafkasya” diyerek kurulduğu günden beri birilerinin taşeronluğunu yapan Federasyon ile daha ne kadar Çerkes kalabilirsiniz?

Hayali vatan yaratmakla yetinmeyip, birde bunun üstüne hayali ve uydurma bir kimlik (Çerkes=tüm Kafkasyalılar) ortaya çıkaranların derdinin ne olduğunu hala anlamıyor musunuz?

Binlerce yıldır Adıge milletine mal olmuş Çerkes (Cherkess,Cherkasy,Cherkesami,Cherakise) adını da yok sayıp “Adıge” adını göklere çıkaranları da iyi tanıyın.Sanmayın ki, bunlar Adıge adını çok severler.Amaçları uluslararası düzeyde,tarih literatüründe yıllardır “Kirkas,Circass,Cherkas” olarak anılan bu milletin geçmişini yok etmektir.Bizden başka kimsenin kullanmadığı/ kullanmayacağı ve Adıgabze(Çerkesce) dışında başka hiçbir dilde yazımı,telafuzu olmayan “Adıge“(2) öz adını sözde öne çıkararak geçmişimize, köklü kültürümüze darbe vurmaktadırlar,yok saymaktadırlar. 

Sanıyorlar ki, bu milletin bir devleti hiçbir zaman olmadı.Yıllardır “Cercetae,Zichia,Kabarda, Kasogia,Circassia”, Osmanlı kaynaklarında da Çerkezistan olarak anılan yer sadece hayal ürünü bir yerdi, yada bölge adı idi öyle mi? 

Dedelerimizin Osmanlı döneminde ki nüfus kağıtların da “Doğum yeri” olarak geçen Çerkezistan meğer bir devlet adı değilmiş. (Sonraları nedense “Kafkasya” olarak değiştirilmiştir.Bilgilerinize)

Yıllardır savaşlarda sancaklaşmış olan 12 yıldız ve 3 çapraz oklu Çerkesya bayrağı meğer bir milli bayrak değilmiş.Bir devleti temsil etmezmiş.

Boşuna 12 eyaleti birleştirmiş,meclis kurmuş,yasalar çıkarmış ve uygulamış atalarımız.Boşuna yüzlerce yıldır bu milletin simgelerinden biri olmuş “3 çapraz ok” ile Çerkes(Adıge) milletinin Birlik ve Beraberliğine vurgu yapmışlar. Torunlarının bu kadar vefasız ve nankör olacaklarını, onun bunun yolunda paspas olacaklarını bilseler idi, hiç bizlere böle bir miras bırakırlar mıydı?

Sonuç olarak,

Ey Çerkesler(Adıgeler)!

Ey vatansız, kimliksiz bırakılmaya çalışılan Çerkesler(Adıgeler)

Bu oyunlara gelmeyin.

Sizin bir vatanınız var, orası da Çerkesya(Circassia-Adıge Xeku)‘dır.

Sizin bir kimliğiniz var, o da Çerkes‘dir, Adıge‘dir.

Allaham Adıge Lhepkhır Yıxume

Mamırnıgham Feş’ , Adıge Lhepkhı Paê!

Thaşüğapsou

Soner DAUR
CERKES.net

(1) CAUCASUS: KAFKASLAR
CİRCASSİAN: ÇERKES/ÇERKESYALI
CİS-CAUCASUS: KAFKAS ARDI(kuzeyi)
TRANS-CAUCASUS: KAFKAS ÖTESİ(güney)
(2) “Adyge,Adige,Adighe,Adıgha” gibi uydurma, sözde literatürde,İngilizce’de,Türkçe’de veya başka dilde olan bir isimmiş gibi bu yazımı kullananların cahilliğini belirtmeye gerek bile yok.

CEM KUMUK’UN TÜM K.KAFKASYALILARI “ÇERKES” YAPAN SÖZDE HARİTASI ÜZERİNE

CEM KUMUK BEY’İN ARKASINA SIĞINDIĞI MALUM HARİTASI ÜZERİNE! BAKALIM BUNA GÖRE TÜM KUZEYKAFKASYA ÇERKESMİ İMİŞ ?

Malum haritada Çerkesler ve Dağıstan halkları birliği şeklinde bir ibare vardır.Cem Bey tarihi bilseydi ve birçok kaynakta olduğu gibi Osmanlı kaynaklarını da araştırsa idi görecekti ki; o dönemlerde 3 bölgeden söz edilir.Çerkesya,Dağıstan ve Abhazya.

Soruyor Çeçenler,Osetler nerede? Çerkesya’da değil mi?

Bu bölgelerin Çerkesya’nın doğu eyaleti olan Kabarda Prensliği hakimiyetinde olduğu dönemleri bilmemesi çok ilginç.
Abhazya ve Dağıstan’da buna belli dönemlerde dahildir. Hatta Gürcistan’ın Kakheti Krallığı’nı da bu prenslikler yönetmişti. Adı Çerkesyadır.
Peki neden?
Çünkü bölgenin hakimi,yönetici unsuru Çerkesler(Adıgeler) idi de ondan.
Çerkeslerin Dağıstan topraklarında da uzun bir dönem hakimiyeti olmuş olsa idi buralarda Çerkesya’nın hakimiyet alanı içinde anılacaktı. İşte size 1400′lü yıllara ait bir belge.

1474’de kaleme alınan bir kaynakta şu ibareler geçer: “Doğu’da Dağıstan beylerinden güneyde Abhaz beylerine kadar herkesin Çerkeslere(Adıgelere) vergi ödemek zorunda oldukları, hatta Çerkeslerin Gürcistan krallığının iç işlerine karışarak kral seçimlerinde etkin rol oynadıkları da bir gerçektir.”(Venedikli gezgin ve araştırmacı Barbaro Josafat)

Bu görüşleri destekleyen verileri de yazabilmek mümkündür.Mesela 17.yy’da Gürcistan’ın Kakheti Krallığı’nın Adıgeler tarafından yönetildiğini Gürcü kaynakları da doğrulamaktadır.(Kral Cherkesishvili- Gürcü kaynaklarında da Çerkesyalı soylu bir Adıge ailesinden olduğu yazılıdır.)

Çerkesya bir bölge adı olmadığından 1600 lerde hakimiyet alanı başkadır, 1800 lerde başkadır. Çünkü Adıgeler bunca sene illaki kimi zaman güç kazandıkları gibi kimi zamanda güç kaybetmişler, bu bölgelerdeki hakimiyetleri 1800 lere doğru sona ermiştir. Cem bey’İn verdiği haritada hiç bir tarihi ibare yoktur. 1700 lerde Çerkesya sınırları farklıdır, 1800 lerde farklıdır.
Tarihi Çerkesya topraklarını da söylemeye gerek yok. Şu an hiç bir Kafkasyalı halkın yaşamadığı Kırıma kadar uzanan Adıge topraklarıda buna dahildi.

1800 lerde Çerkesya olarak adlandırılan sadece Adıge toprakları kalmıştır. Osmanlı nasıl ki, Arap coğrafyasını hakimiyet alanına aldığında buraları Osmanlı imparatorluğu olarak anılmışsa, Çerkesya’da bu şekilde anılmıştır.
Araplara hiçbir zaman o dönemler Türk denilmemiştir, Arap değiller denilmemiştir. Çerkesler(Adıgeler) nasılki o dönemler hakimiyet alanı altındaki halklardan vergi almışsa, Osmanlıda aynı şekilde bu toprakları böyle yönetmiştir.Dağıstan verdiği haritada Çerkesya’nın doğu komşusu olarak açık şekilde geçer.Ve hepsi bir çerçeveye alınmıştır , bunun adına da Çerkesya ve Dağıstan Halkları birliği adı verilerek bir harita çizilmiştir.Mesela, o dönemler bırakın herkesin Çerkes olarak anılmasını,L. Kosswig o dönemler Karaçayları “Karaçay Kabartayları” olarak tanımlamıştır.O dönemler bu halkların isimleri Çerkesler(Adıgeler) kadar popüler değildi ve zaten nüfusları itibariyle de sözü edilir bir halk kitlesi değillerdi.Dolayısıyla onları da Çerkes olarak adlandıran, hatta Kabartay olarak bile adlandıran tarihçiler,gezginler olmuştur.

Umarım açıklayıcı olmuştur. Cem Bey, Kuzey Kafkasyanın tamamını Çerkesya olarak görebilir, gördüğü bir haritayı işine geldiği gibi yorumlayabilir, ama bu gerçekleri değiştirmez !!

UKRAYNA- “CHERKASY” OBLASTI,CHİGİRİN ŞEHRİ, ARMALAR ve COSSACKLAR

UKRAYNA- “CHERKASY” OBLASTI,CHİGİRİN ŞEHRİ, ARMALAR,COSSACKLAR(KASOGLAR) VE ÇERKESLER

Tarihte, Ukrayna ve Polonya gibi ülkelerde Çerkeslerin varlığı -gerek ikili ilişkiler, gerekse savaş dönemlerinde askeri ilişkiler olarak varlıkları bilinmeyen birşey değil.Ukrayna’da ki “CHERKASY” adı ile anılan eyalet, gerek  isim-gerekse tarihi olarak  Çerkeslere ait olup, bu isim Ruslar tarafından Çerkesler için kullanılan bir adlandırmaydı ve hala daha öledir.Hatta bir dönemler bağımsız olan Çerkeslerin vatanı da Ruslar tarafından Belgrad antlaşmasın da CHERKASY olarak tanınmıştı.(Çerkes adının Rusçası Cherkass’tır)

Şimdi aşağıda bu Cherkasy Oblastı,Tarihi,Şehirlerinin(özellikle Chigirin Şehri) armaları ve Cossacklar(Kazaklar denilen)  hakkında ilginç bilgiler paylaşacağım. Bunlara bakınca armaların Adıge bayrağındaki simgeler ve çokça kullanılan At figürleri ile olan benzerliği ile Cossackların Çerkesler ile ne gibi bir bağlantıları olduğu gibi konularda bilgi sahibi olacaksınız.Bence daha fazla araştırılması gereken bir konudur.Ben bir şekilde açılışı yapmış olayım, gerisi değerli araştırmacılarımıza,tarihçilerimize kalmıştır.

Saygılarımla

Araştırma, Derleme ve Çeviri: Soner DAUR

CHERKASY OBLAST-UKRAYNA

Ukrayna’da Ünlü bir Seyahat,Turizm Şirketi’nin internet sayfasında “Cherkasy” Oblastı(İdari birim)’nın tarihi şu şekilde özetleniyor:

“Tatar Baskak olarak anılan Kursk bölgesi, eskiden 1282′lerde Çerkes Beshtau veya Piatigorsk olarak anılıyordu.O dönemler Cossaklar( burada Çerkeslerin ataları Kasoglar kastediliyor) adı ile anılan Çerkesler buralara yerleştirildiler. Burada Cherkasy adında bir yerleşim yeri ve saygın bir kale inşa ettiler.Bu nedenledir ki, Cherkasy adı bu şehir çevresinde yaşayan  herkes için sonraları ortak bir miras olarak kabul edildi ve burası sonradan Cossack yerleşimlerinin (oblast) de başkenti oldu.Günümüzde Cherkasy – seçkin bir idari birim olmakla birlikte, kültürel,endüstriyel ve popüler bir turizm merkezidir ve 300,000 kadarda bir nüfusa sahiptir.”http://www.bee-travel.com/en/cherkasy.html

Bu anlatıma paralel olarak “Rusya Tarihi” adlı kitabında ünlü Rus Tarihçi V.N.Tatishev şunları söylemektedir.

“İlk Cossacklar dediğimiz halk, 14.yy. başlarında ilk olarak Kursk Bölgesinde (Rusya) topluca görülen bir kalabalık olan dağlı Çerkeslerden oluşuyordu.Bu bölgede Cherkasy adında bir yerleşim yeri oluşturdular ve Tatar hükümetinin koruması ve desteği altında soyguncular ve hırsızlık yapanları avlamakla meşgul oldular. Sonraları Dnieper Nehri kıyılarına(şimdiki Ukrayna) göç ederek burada Cherkassy adında bir şehir inşa ettiler.” V.N. Tatishev, Russian history, M.-L. 1963, volume II, page 240

ZİKHİA VE CASACHİA(KASOGİA)- ÇERKASYA

ZİKHİA VE CASACHİA(KASOGİA)- ÇERKESYA

(Burada bahsedilen Cossack adı Rus tarihçilerinin deyimiyle Kasoglardır ve Kasogları Çerkeslerin bir adı olarak kabul ederler ki,zaten haritada gördüğünüz gibi  Kasogia diğer bir Çerkes ülkesi olan Zikhia‘nın kuzey doğusunda yüzyıllar boyunca Çerkeslerin(Adıge) atavatanı olmuştu ve buradan bir şekilde kuzeye göç eden Çerkeslere de Kasog/Cossack adı verilmişti.14. ve 15.yy Rus kaynaklarında Çerkeslerin Moğolların Rus steplerinde henüz varolmadığı zamanlarda şimdi bulundukları yerlerden daha Kuzeyde, Don nehrine kadar olan bölgelerde yaşadıkları yazılmaktadır.Kursk bölgesi bunlardan biridir.Zaten Don nehrinin Çerkes dilinde ki karşılığı da bu nehrin karakterine çok uyan anlamıyla “Pshıj(Durgun,yaşlı nehir)” olarak geçer.İşte Moğolların etkisiyle Kursk’tan kalkarak şimdiki Ukrayna bölgesine geçen bu Kasog/Cossack adı verilen halkın Dinyeper‘de kurdukları şehrin adının Cherkassy olması bizce bu adın kökeninin Kasog(Çerkesler) olduğu gerçeğini kanıtlayan bir delildir.)

Çok eski devirlere baktığımızda da Çerkeslerin atalarının Karadeniz’de korsanlık yaptıkları,köle ticareti ile uğraştıkları ve bu şekilde Roma eyaletlerine kadar bile gittiklerini biliyoruz.Hatta o devirlerde bazı yerel soylu ailelerin Çerkes originli oldukları da bilinir.(Kafkasyalı oldukları bilinen Spartakidler örneğindeki gibi)Aynı şekilde Kafkasya bölgesinde söz sahibi olmuş Alanlar(Osetlerin ataları) ile birlikte Avrupa içlerine kadar gittikleri de kabul gören delillerdendir.En azından Çerkes Mamluk Devleti(1382-1517)‘nin de bu şekilde yurtlarından ayrılan Çerkesler tarafından kurulan bir devlet olduğu zaten aşikardır.Gittikleri bölgelerde birçok soylu ailenin de Çerkes kanı taşıdığı Avrupalı araştırmacılar tarafından da dile getirilmiştir.

“Ukrayna Tarihi” konulu bir araştırma yazısında da Çerkesler hakkında ilginç veriler yer almaktadır.

“Ukrayna’da bulunan Cherkassy bölgesinin tarihini, kimsenin çok iyi bildiğini sanmıyorum.Kiev Rusya’sı dönemlerin de burası en güneyde bulunan kenar mahallelerden biriydi.Özellikle, bu bölge ilk göçebe saldırılarına maruz kalan ve bunu engelleyen öncü muhafızların bir kabile yerleşkesi olmuştu.Onlar “Cherkasami” adıyla tanınıyorlardı ve bu isim sonradan bilinen Cherkess(Circassian) adının eski bir telafuz şeklinden başka birşey değildi.” (http://meshov.awardspace.com/autotours/kirovograd.html)

Londra’da 1810 yıllarında yayınlanmış bir başka araştırmada da, Azof(Azak) Cossack‘larının ilk liderlerinden birinin Agous adında bir Çerkes(Circassian) olduğu açıkça yazmaktadır.Sonraları bu bölgenin ve Kasogia’nın Hazarlara  geçtiği ve onlardan sonrada tekrar Çerkeslere geçtiği belirtilmektedir. “Dr.Clarke’s Travel İn Russia-1810″

ÇERKESLER- CİRCASSİANS

Yukarda ki bilgilere ve delillere bakarak kafamıza takılabilecek tek şeyin ” Cossack olarak bilinen halkın veya bu adın kökeni nedir?” olacaktır.

Bu konuda çok tartışmalar olmakla birlikte, Rus tarihçiler çoğunlukla Kasog adı ve Kasogların göçleri ve birçok yerdeki mevcudiyetleri üzerinden bu halkın yada en azından bu isimin kökeninin Çerkeslerden geldiği konusunda hem fikirdirler.

Daha öncede söylediğimiz gibi Türk adı olan “Kazak” isminden geldiği konusu ise dışardan bazı Avrupalı araştırmacılar tarafından söylenmektedir.Fakat o dönemlerde dinlerine ve giyim kuşamlarına,kültürlerine baktığımız zaman Çerkesler ile ortak özellikleri olduğu görülebiliyor.

COSSACK

COSSACK

Bu bilgiler şuan Cossack olarak bilinen bu halkın, Çerkes olduğunu söylememize yetki vermeyeceği halde, isimlerini Çerkeslerden aldıkları ve giyim kuşamları, kültürleri itibariyle Çerkeslere benzedikleri,onları örnek aldıkları kuşku götürmez gerçeklerdir. Özellikle Kuban Kazakları bu konuda çok açık bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Şuda söylenebilir ki, Cossacklar olarak bilinen halk içinde Çerkeslerinde genetik bir mirası olduğu muhtemeldir.Son gen araştırmaları da gösterdi ki, Çerkesler(Adıgeler) de büyük oranda görülen(Özellikle Şapsığ Adıgeleri),hatta bu gene “Çerkes geni” adı bile verilebilecek oranda görülen“G2a3b” gen diziminin, aslı Cossack olan birçok kişide de görüldüğü tespit edilmiştir.

COSSACK ATLILARI - RUSYA

COSSACK

Şimdi tekrar ilk konuma dönersek, Ukrayna Cherkasy Oblast’ının ve şehirlerinin sizleri çok şaşırtacağına inandığım İdari Birim armalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.Bu armalarda Çerkeslere özgü veya benzer ilginç figürler göreceksiniz.Artık anlaşıldığı üzere bunları görmeniz sizleri şaşırtmaması gerekir.Ancak bunları paylaşmadan önce, “Cherkassy Adı Üzerine Bir Araştırma” adlı İsrail Üniversitelerinden birinde yayınlanan araştırmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.Bu araştırmada çok ilginç bilgiler olmasına rağmen ben sadece birkaç bölümünü çevirip sizlere sunmaya çalışacağım.Tamamının çevrilmesi inşallah birgün kısmet olur.

ÇERKES ATLISI (CİRCASSİAN)

DERIVATION OF THE NAME “CHERKASSY”

“Cherkasy adının nerden geldiği konusunda en ilginç ve meşhur teori, bu adın Kafkasyalı Cherkess(Çerkes) halkının isminden geldiği yönündedir.Buda demek oluyor ki, bu yerleşim yerinin sakinleri olan Cossackların aslında Ukraynalı yerlilerden olmadığı anlaşılmış oldu.Bu isimin Circassians(Cherkas, Cherkess) isimleri ile oldukça benzer olduğu görülmektedir.Bu isim Çerkeslere komşuları ve Ruslar tarafından verilen bir isim.Onlar kendilerine “Adıge” diyorlar.Orta Çağ’da Ruslar onlara “Cossack-Kasog” diyorlardı.İşin ilginç tarafı onlar günümüzde İsrail’de de yaşayan(Rehana,Kfar Kama,Hirbat Cherkas)  ve bizler tarafından gayet bilinen bir halklar.

Çerkeslere göre, onların atalarının toprakları eski zamanlarda Ukrayna ve Kırım’a kadar yayılmıştı.Sürekli yaşamış oldukları yer de zaten şimdide olduğu gibi Kavkaz bölgesidir.Onlar M.Ö 4. yy’dan M.S 8.yy’a kadar şimdiki Ukrayna topraklarında da koloniler kurmuş,yönetmiş ve bu topraklara kültürlerini götürmüşlerdi.İsimleri birçok yerleşim birimine verildi ve bu isimler günümüzde de hatırlanmaktadır.İşte bunlardan en önemlisi Cherkasy Bölgesidir.”

CHERKASY ,TARİHİ ŞEHİR ARMALARI ve ÇERKES ARMALARI

Circassian Prince Arm

Circassian Prince Arm

Circassian Prince Arm

Cherkasy Oblast Arm

Circassian Flag-Historical

Figure in Circassian Flag

Cherkasy Arma-Cossack

Cherkasy Arma-1850

Chigirin Arma-1592

Cherkasy-1852 Arma

Chigirin Şehri Arma-1852

ÇERKESLER KENDİNİ YÖNETMEKTEN ACİZ Mİ, İZİN Mİ VERİLMİYOR?

Kendimize haksızlık mı ediyorum, yoksa bu milletin yakasını bırakmayan, bundan hala usanmamış çevreler mi var? Ona siz karar verin.

Çok önceleri de söyledik.

“Bu milleti adı Çerkes(Adıge) olmamaktan ziyade, başkanı,yardımcısı ve yöneticileri Adıge olmayan hiçbir kültürel kurum,dernek temsil edemez.”

Babası Adıge olmadığı sürece, Adıgeler ile ne kadar akrabalığı olursa olsun kimse bu millet adına yetkili ağızdan konuşamaz.

Bunlar ne ırkçılıkla alakalı, ne de başka birşeydir.

Birazdan birkaç örnek vereceğim, belki daha iyi anlatırız meramımızı.

Türkiye’de her milletten,ırktan kişi bir yerlere gelmiştir derler.Başbakan olmuştur,cumhurbaşkanı olmuştur v.s.

Konumuz ise bundan çok farklıdır.Çünkü bu kişiler bu ülkenin rejimine,malum siyasetine kafa tutmayan,tam tersi bunu benimseyen kişilerdir.(Kafa tuttukları zaman adları Çerkes olur, mesela Çerkes Ethem gibi de “Hain” ilan edilirler.) Dolayısıyla bu kişilerin Çerkes,Laz,Kürt olması birşey değiştirmez.Kendi halkının sesi olmadıkça bu kişileri Çerkes,Kürt v.s. olarak anmak saçmalıktır.

Ancak dernekler farklıdır.

“Bu kurumlar kendi halkının sesi olmak ve bu kurumları sadece o halktan insanlar yönetmek zorundadır.”

GELELİM BİZİM TEMSİL YETKİSİ KENDİNDEN OLMA FEDERASYONUMUZA!

Araştırın!

Kaç dernek başkanı Adıge’dir?

Gerek Federasyon, gerekse il teşkilatlarında önemli mevkilerde olan kişiler kimlerdendir?

Ben geçtim Adıge olmamasından, bu derneklerde,özellikle Federasyonda Çerkes(Adıge) ve diğer Kafkas Kökenli halklardan olmayanlar,ne anadan nede Babadan Çerkes,Kafkas olmayanlar bile var.

Mesela, Çerkes olmayan biri çıkıyor şöyle bir kitap yazabiliyor bu ülkede.

“Türkiye’de Çerkesler “Diaspora’da geleneğin yeniden icadı”

Bu kişi Çerkes olmamasına rağmen, kendisine Kafkas Dernekleri Federasyonu gibi bir çatı örgütte yetki veriliyor.Kaf-Fed’in geçenlerde Abant’ta gerçekleştirdiği “ORTAK AKIL TOPLANTISI” adında ki seri toplantılardan birini bu kişi moderatör olarak yönetiyor.

Çerkesler adına konuşmasının acaipliği bir yana, hiç araştırma bile yapmadığı (bildikleri de ona öğretilen,anlatılanlar olan), bize bizi anlatmaya çalışan, bizim en cahil vatandaşımızın bile bildiği bilgiyi bilmeyen bir şahısın bu örgütte ne işi olduğunu gerçekten merak ediyoruz? Adının önünde sadece bir “Prof.” ünvanı olduğu için mi acaba?

Bizim vasıfsız cahillerimiz, bildikleri saçmalıkların bir Profun ağzından çıkmasıyla,bilimsel veya gerçekmi kabul edileceğini sanmaktadırlar? Büyük İhtimalle kafa yapıları böyle.

Bir başka Çerkes(Adıge) olmayan Prof. bayan hemşehrimiz ise(Kafkasyalı bir halktan) Çerkesleri(Adıgeleri)ve diğer Kafkasyalıları temsil ederek Ürdün,İsrail gibi Adıgeler(Çerkesler) den başka Kafkasyalı halkların söz sahibi olmadığı veya yaşamadığı yerlere gidiyor.Çerkes olmadığı için de,orada bir Çerkes(Adıge) Goaşemizin “sen nasıl Adıge’sin,Çerkes’sin” diye azarlamasıyla da geri dönüyor Türkiye’ye.(Kendi makalesinde böle yazmıştır)

Daha çok böyle örnekler var.Onlara geçmeden önce bir empati yapalım.

Düşünün ki, Adıgey Cumhuriyeti Başkanı bir Adıge değil.

Düşünün ki, Kaf-Fed Başkanı bir Adıge değil.

Düşünün ki, hiç Adıgabze(Çerkesce) bilmiyor bizi yöneten kişi

Düşünün ki, kendine Adıge’im diyor ama sülale adını dahi bilmiyor.

Düşünün! böle tipleri bizi yöneten, Adıge olsa da başka amaçlar peşinde koşan kişiler içimize alıyorlar, söz hakkı vermekle de kalmayıp , onlara görev bile ihsan ediyorlar.

Aslen Arnavut,Türk,Gürcü olan biri Kaf-Fed’te bir birimde görev alabiliyor.

En ilginç tarafı ise bu kişilerin kimlerden olduğu sorulduğu zaman öle olmadıkları söylenir ve bazen korumaya alınırlar birileri tarafından.Mesela fazla  direttiğinizde, “Ubıh” oldukları söylenir.

Neden Ubıh acaba hiç düşündünüz mü?

Çünkü akabinde soracağız bu adamlara, Adıge isen Adıgabze neden bilmiyorsun diye.Ama malum şahıs Ubıh ilan edilince böle bir soru soramıyoruz.Çünkü bu dil tamamen ölmese de, konuşanı kalmayan bir dil olarak maalesef literatüre geçmiştir.Gerçi çoğu Ubıh Adıgabze(Çerkesce) konuşuyor olsa da , hiçbir Ubıh’a neden Adıgabze bilmiyorsun denemeyeceğinden bu taktik genelde tutar.Kendilerini tebrik ediyoruz!

Yani, nerde bizden olmayan biri varsa – bu kişi ya Ubıh olarak gösterilir.Ya asimile olmuş,bilgisiz biri olarak gösterilir.Ya sadece annesi Çerkes olarak gösterilir.Ya da bizlerle çok sıkı akrabalık ilişkileri olduğu söylenir.

Aynı şey diğer Kafkasyalı halklar açısından da böledir.Özellikle Abhazlar!

Herkesin(özellikle Çerkeslerin) illaki bir Abaza ve Abhaz akrabası vardır derler.(öle olmasa da). Ne zaman birileri ” Ey Adıgeler(Çerkesler)” der, öne çıkmaya çalışır- hemen bu tipler ve bu tiplere bel bağlayanlar ortaya çıkarlar ve şöyle derler:

” Arkadaşlar bizler akrabayız. Adıgelik,Abhazlıkta ne oluyor, hepimiz Çerkesiz,Kafkasyalıyız.Ayrışmaya ne gerek var” derler.

Oysa aynı dili konuşmayan  halklar nasıl kardeş olabiliyor? Daha doğrusu nasıl bir kardeşlik bu?

Arkadaş olabilirler mesela, birbirlerine destek verebilirler.Ama kardeşlik çok başkadır.

Kendi anadilinde birbiriyle anlaşamayan kardeş olamaz.Çünkü anaları bir değil, dolayısıyla anadilleri bir değil( Mecazen düşünün.)Oysa birlik olmak için günevilir arkadaş,dost olmak ve en azından Kafkasyalı olmak yeterli bir ölçüttür.

Bir Adıge(Çerkes) ile bir Çeçen,Abhaz,Oset kendi dillerinde anlaşabiliyorlar mı diye kendimize bir soralım.Cevap:

HAYIR.

Ne zaman anlaşırız peki? Hepimiz Türkçe yada anavatanda da Rusça konuştuğumuz zaman değil mi?

Peki bu halklar hiçmi kendi dillerini konuşmayacaklar, bunu yapabilecekleri hiçmi bir kurumları olamayacak?

Sadece kurslarda mı konuşabilecek bu insanlar?

Kurs dışında kendi dilleriyle konuşamayacaklar mı?

PEKİ SORUYORUM SİZLERE, BU ANLAYIŞIN YILLARDIR MARUZ KALDIĞIMIZ FAŞİST REJİMDEN NE FARKI VARDIR?

“EVİNDE,DERNEĞİNDE KENDİ DİLİNİ KONUŞ AMA DIŞARDA OLMAZ!” mı diyeceğiz halkımıza?

Artık derneğimizde bile dilimizi konuşamıyoruz.Neden? Aramızda Adıge olmayan insanlar varda ondan.Sadece Abhaz,Çeçen,Oset felan da değil..Türk,Arnavut,Gürcü ne ararsan var.

Bunlardan kimisi Derneklerde görevler alır.Kimisi Kaf-Fed Yönetim Kurulu Üyesi bile olurlar.

Nasıl olabiliyorlar hiç düşündünüz mü?

Onuda sizler bulun.

-Mesela hangi meslekle uğraştığına bakabilirsiniz.

-O meslekle uğraşan başka birileri daha varmı bu kurum bünyesinde ona da bakabilirsiniz.

-Kimin akrabası olduklarına,

-”Annesi Çerkes ama babası nedir?” ona da bakabilirsiniz.

v.s.v.s

BİTMEDİ!

GELELİM hem anneden,hem babadan Çerkes(Adıge) olanlara. Bunlarda sorun yokmu zannediyorsunuz? Hiç olmaz mı?

-Birisi Çerkes olmasına rağmen hiç Çerkeslikle alakası olmasa da, Yönetim Kurulu üyesi, Onur Kurulu Üyesi gibi mevkilere gelebilir mesela.Bunun önünde hiçbir engel yok.

-Adıgabze bilmiyormu, öğrenmek gibi bir derdi yok mu? Sorun değil. Başka bir takım(Çerkeslikle alakası olmayan) özellikleri onu bir yerlere çıkartabiliyor.

-Çerkes ama ne sülale adını bilir, ne adet bilir, ne de başka birşey ama dernek gençliğinin başı ve dans hocası olabilir.Xabzeye aykırı davransa da , kimsede çıkıp bu kişiye laf edemeyebilir.

-Çerkes(Adıge) değildir, ama Çerkeslerin yoğun olduğu bir yerde dernek başkanı olabilir.Adıgelere başka ağızla, Abhazlara, Çeçenlere,Osetlere v.s. başka ağızla konuşabilir.Farklı muamele gösterebilir.Kimsede birşey diyemez.

-Xabze Adıge adetidir ama bir başka halka nasıl bu adetler dikte ettirilebilir? En iyisi hiç uygulamamak yada “herkese uyan kısımları uygula, gerisini çöpe at” denilebilir.

-Bir görevin başında olan bir Adıge’ye , o görevi bırakması için baskı yapılabilir de.O şahsın yerine Adıge olmayan birileri de getirilebilir.Kimsede birşey demez.

-Dernek Başkanı bir (Çerkes)Adıge,  işe gelinmeyen bir tavrı nedeniyle istifaya zorlanabilir.

-Dernek başkanlığı,gençlik kolu başkanlığı,yardımcı görevler,asli görevler,makamlar gibi yerlerde bazı milliyetçi kişiler içten içe ve bazende tavırlarıyla belli ederek “O kişi bizden olsun, o mevkiiye bizden olan gelmeli!,biz bir Adıge’den,Oset’ten,Çeçen’den emir almayız” diyenler de çıkabilir.

Ve Son!

Sanmayın ki, bu anlatılanlar uydurmadır, hayal ürünüdür.

Kurumlarınıza,milletinize,değerlerinize sahip çıkın.

Çerkesler(Adıgeler) kendini yönetmeye ezelden beri vakıf olmuş bir millettir ve kimsenin şekilci kardeşliğine, sinsi planlarına alet olmayacak kadar da Korkusuz,Asil, yeri geldiğinde Gaddar bir millettir.

Yeterki bu milleti içten,arkadan vurmayın, damarına basmayın, rahat bırakın.

O zaman herşey daha güzel olacak!

Sizlerde rahat edeceksiniz, bizlerde!

Saygılarımla

Soner DAUR

YILIN HABERİ- BELGESİ: KAF-FED’İ TANIMA REHBERİ

KAFFED TANITIM REHBERI!

YAZININ EDİTLENMİŞ HALİDİR!
Kaffed… Turkiye’nin cesitli sehir ve kasabalarinda “Kafkas”, “Kuzey Kafkas” vb adlarla kurulmus 60 adet dernegin ust kurulusu konumundaki Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun kisaltmasi. Kaffed’in ilginc de bir iddiasi var, Turkiye’deki tum Kafkasyali halklari temsil eden yegane orgut olmak gibi.

13 Mart 2011 gunu Turkiyeli Cerkesler de “Bu ulkede biz de yasiyoruz. Demokratik haklarimizi biz de istiyoruz.” diyerek meydana inecekler haberinin ardından Kaffed, organizatorlerin “kimler olduğu, kullanılacak sloganlar, mitingden beklentiler vb konularda yazılı bilgi verilmesi”ni istemisti!Sorgu katibi gibi, kendine boyle hayali yetkiler bahseden bu Kaffed yoneticileri simdiye kadar bize hic kendilerini tanitmislar mi peki? Kimdir bunlar? Ne is yaparlar? Maaslarini kim oder? Isterseniz gelin hep beraber onlari tanimaya calisalim.

1- CIHAN CANDEMIR (Kaffed Genel Baskani), YUKSEL INSAAT : 2006 yilindan beri Kaffed baskanligini yurutuyor. Oncesinde Ankara Kafkas Dernegi’nde cesitli gorevlerde bulundu. Peki Cihan Bey gecimini ne tur islerden sagliyor derseniz adres Yuksel Insaat A.S.. Cihan Bey, Yuksel Insaat’in yonetim kurulu uyesi. Ayrica daha once Yuksel Grubu’na bagli Aysel Insaat Taah. ve Tic. A.S. genel mudurlugu gorevini de ifa etmekteydi. Nisan 2008’de Aysel Insaat’in Yuksel Insaat’e devri ile enerjisini tamamen Yuksel Insaat’a yonlendirmis oldu.

Bilmeyenler icin Yuksel Insaat’i da tanitalim. Gerek Turkiye icinde, gerekse Turkiye disinda buyuk capli bir cok insaat-taahhut isine imza atmis, yaklasik 50 yillik gecmise sahip bir firma. Firmanin sahibi Sazak Ailesi.Yuksel Insaat’in basinda su an Suleyman Servet SAZAK bulunuyor. Kendisi, 1999 secimlerinde Eskisehir’den MHP milletvekili olarak TBMM’ye girmistir.

Yuksel Insaat’in parlamasi, ANAP’in iktidara geldigi donemlere rastlar. Istanbul’da Swiss Otel, Ciragan Sarayi (Kempinski Hotel), Hyatt Regency vb projeleri gerceklestirir. 1990’lardan itibaren bir cok otoyolu, baraj vb ihaleyi kazanir. Firmanin dikkat cekici projelerinden biri ise Ankara’daki MHP genel merkez binasidir. Son 20 yilda Yuksel Insaat’in yurtdisi faaliyetleri Orta Asya Turk Cumhuriyetleri ve kismen de Ortadogu ve Kuzey Afrika’da yogunlasmaktadir.
Yuksel Insaat, Urdun’de 2004 yilindan itibaren oldukca buyuk capta ihaleler kazandi, Urdun Kraliyet ailesinden. Mesela Urdun Genelkurmay Baskanligi binalarinin insasi (2004), Amman’daki “Living Wall” (otel, ofis, rezidans kompleksi) (2007), yeni Urdun Genelkurmay ve Hava Kuvvetleri Komutanligi Baskanligi kompleksi (2008) gibi.

2- EROL TAYMAZ (Kaffed Genel Baskan Yardimcisi) : 2006 yilindan bu yana Kaffed Genel Baskan Yardimciligi gorevini yurutmektedir. Kendisi ODTU’de ekonomi profesorudur. TUIK, Merkez Bankasi gibi kamu kuruluslarina gecmiste danismanlik da yapmistir. Oyle bir akademisyendir ki, CV’si tam 16 sayfadir.

3- YUSUF KAMİL TAYMAZ (Kafder Denetleme Kurulu Uyesi): Erol Taymaz’in kardesidir. Apeas’in genel mudurudur. Taymazlar’in aile sirketleri Apeas’tir. Apeas’in faaliyetleri Ozbekistan merkezlidir. Turkiye’de ve kismen de Kazakistan’da bazi projeleri bulunmaktadir.Taymazlar uzun yıllar Ankara Kafkas Dernegi ve Kaffed bunyesinde konuslanmistir.

4- MURAT CANLI (Kaffed YK Uyesi) : Apeas genel mudur yardimcisidir. Aileden degil ama guvenilir biri olsa gerek ki Kaffed’de gorev bahsedilmis kendisine.Aynı zamanda Arnavut kökenli olduğu bilinmektedir.

5- ILHAN ONDER (Kafder Delegasyon Gorevlisi): Apeas pazarlama & satis muduru. Gerekli aciklama icin bakiniz 4. madde (Murat Canli).

6- ATAY CEYISAKAR (Kaffed Onur Kurulu Uyesi) : Lamp 83 Aydinlatma San. ve Tic. A.S.’nin sahibi bir Abhaz. Anitkabir ve Ataturk Muzesi’ni fiberoptik aydinlatma sistemi ile donatan firmanin sahibi olarak un yapmistir. Oglu Cenk Ceyisakar’in hobisi, babasindan farkli olarak Abhazlar ve Cerkesler degil, araba yarislaridir. Diger bir deyisle, profesyonel rallicidir.

Yillardir Cihan Bey’in maasini odeyen degerli patronlari Sazaklar’in Yuksel Insaat’i ile Taymazlar’in Apeas’inin iliskileri 1990’lara kadar (belki de onun da otesine) uzaniyor. Istanbul’un modern konseptteki ilk alisveris merkezi Akmerkez, Yuksel Insaat tarafindan insa edilir. Cesitli celik konstruksiyon isleri ise Sazaklar tarafindan Taymazlar’in Apeas’ina verilir. Daha sonra Yuksel Insaat Istanbul’da Metrocity Alisveris Merkezi insaatini ustlenir.

Yuksel Insaat, SSCB’nin dagilmasi sonrasi bagimsizliklarini kazanan Orta Asya Turk Cumhuriyetleri’ne açılır. Yuksel Grubu’na bagli Aysel Insaat, Ozbekistan’da Coca Cola fabrikasini insa eder. Taymazlar da insaatin celik konstruksiyon islerini hallederler. Yine ayni yillarda Ozbekistan Ulusal Bankasi, Aysel Insaat tarafindan insa edilir. Taymazlar da bu banka adina Hotel Beldersay’in bakim ve dekorasyon islerini ustlenirler.

Taskent’teki Taurus Otel’in elektrik tesisat isleri, Apeas tarafindan 2002 yilinda Yuksel Grubu’na bagli Sasel Elektromekanik San. ve Tic. A.S.’ye yaptirilir.

Yagan İbrahim: “Her millet kendi çıkarlarını korumakta, toplumunu ileri götürmekte özgürdür. Halkı için çalışanlara değer vermek lazım. Ancak midesinin kölesi olup halkının menfaatlerini alçaltanları hizaya getirmeden iyi bir geleceğimiz olmaz!”